ÖYKÜ YAZARLARI (BATI EDEBİYATINDA)

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

Yukarı ÖYKÜ YAZARLARI (BATI EDEBİYATINDA)

Mesaj tarafından Atirpan Bir Çarş. Kas. 07, 2007 8:35 pm

Guy de Maupassant
1850 - 1893

Doğalcılık akımına bağlı Fransız öykü ve roman yazarıdır. Öykü alanında Fransa'nın en büyüklerindendir. Parisli bir borsa oyuncusunun oğlu olarak 5 ağustos 1850'de Dieppe kenti yakınlarındaki Miromesnil şatosunda dünyaya geldi. Guy de Maupassant, burada Normandiya bölgesini ve köylülerinin yaşamını yakından tanımak fırsatını buldu. İlk eğitimini Kilise'den aldı. 13 yaşında gönderildiği İlahiyat okulundaki yaşama ısınamadığı için kurallara aykırı davrandı. Böylece kendisini okuldan kovdurdu. Öğrenimini Rouen lisesinde tamamladı.
1869'da Paris'te hukuk okumaya başladı. Fransa ile Almanya arasında savaş çıkması üzerine öğrenimine ara verdi. Gönüllü olarak savaşa katıldı. 1870'de seyyar jandarma birliğinde asker oldu. Maupassant, o dönemde tanığı olduğu olayları, yaşadıklarını, gözlemlediklerini daha sonra kaleme aldığı birçok öyküsünde anlattı. 1871'de terhis olduktan sonra Paris'te hukuk öğrenimini sürdürdü.Babasını yardımıyla Donanma Bakanlığı'nda bir iş buldu. Atlet yapılıydı, iyi yüzer ve kürek çekerdi; yalnız aklı denizcilikte değildi; yazar olmak istiyordu. 1879'da da Eğitim Bakanlığı'na geçti. Canlı ve taşkın bir kişiliği olan Maupassant, hayatın zevklerine ve çalışmaya aynı coşkuyla sarılmıştı. Şair Louis Bouilhet, onun ilk şiir denemelerini teşvik etti. Yaşamını kazanmak için çalışmaya başladığı Bakanlıklarda bürokrasi dünyasını tanıdı. Böylece bürokratların bulunduğu ortamı gözlemlemek fırsatını buldu.
Maupassant'ın yazarlık hayatı, 1871'den sonra başladı. Şiirler yazdı (Le Mur, Au Bord de l'Eau). 1871 ile 1880 arasında, özellikle, annesinin çocukluk arkadaşı romancı Gustave Flaubert'in etkisinde kaldı. Flaubert, Maupassant'ı iyi bir yazar olarak yetiştirmek için çok çalıştı. Ona gerçeği değişik bir bakışla gözlemlemeyi, yalnız gördüklerini ve duyduklarını yazmayı öğretti. İlk yazdıklarını okuyup düzeltti. Flaubert, onu Emile Zola, Ivan Turgenyev, Edmond de Goncurt ve Henry James gibi ünlü yazarlarla tanıştırdı. Flaubert'in 1880'de beklenmedik ölümü, Maupassant'ı çok derinden etkiledi.
1880'de, Flaubert'in ölümünden bir ay önce, aralarında Emile Zola'nın da bulunduğu natüralist (doğalcı) bazı yazarların öykülerinin toplandığı "Les Soirées de Médan" (Médan Akşamları) adlı kitapta Maupassant'ın da bir öyküsü yer aldı (Boule de Suif - Kartopu - İs Yumağı). Bu öykü, Maupassant'a ilk büyük başarısını getirdi ve onun öykü yazarlığına olan eğilimini ortaya çıkardı.
Maupassant, 1880'den 1891'e kadar, 18 kitapta toplanan yaklaşık 300 öykü ile 6 roman yayımladı. Romanları şunlardır: Bir kadının yaşamı boyunca uğradığı hayal kırıklıklarını anlatan ve ilk romanı olan "Une Vie" (Bir Hayat - 1883), "Bel Ami" (Güzel Dost - 1885), "Mont Oriol" (Oriol Dağı - 1887), "Pierre et Jean" (Pierre ile Jean - 1888), "Fort Comme la Mort" (Ölüm Gibi Kuvvetli - 1889) ve "Notre Coeur" (Kalbimiz - 1890).
Maupassant, en güzel öykülerini, 1881 ile 1886 arasında yazdı. Elde ettiği başarılar, ona yüksek sosyetenin kapılarını açtı. Son romanlarında, yüksek sosyeteye ilişkin yaşantılarını anlattı. Bu romanlar, doğrudan doğruya, Maupassant'ın karşı cinsle olan ilişkilerinin verdiği sıkıntılardan esinlendi. Öykü kitaplarından elde ettiği gelirle "Bel Ami" adlı bir yata sahip oldu. Maupassant, bu yatla Akdeniz'de geziler yaptı ve yolculuk izlenimlerini 1884'te yayımlanan "Au Soleil" (Güneşte), "Sur l'Eau" (Denizde - 1888) ve "La Vie Errante" (Serseri Hayat - 1890) adlı öykülerinde anlattı.
Maupassant, genç yaşında baş ağrılarından şikayet etmeye başladı. Hastalığı, 1884'ten itibaren, zihin yorgunluğunun ve gördüğü hallüsinasyonların etkisiyle gittikçe artıyordu. Sağlık durumu günden güne bozuluyordu. Ne olduğunu bilmediği ve kendisine düşman bellediği bir varlığı hep yanı başında hissediyor ve ölüm düşüncesi sürekli olarak aklını kurcalayıp duruyordu.
Guy de Maupassant, 1887 yılında yayımlanan "Le Horla" adlı öyküsünde, delilik belirtilerinin nasıl başladığını ve insan üzerinde ne gibi değişiklikler meydana getirdiğini anlattı. Bu kitap yayımlandıktan sonra, iyileşmek ümidiyle, uzunca bir deniz yolculuğuna çıktı. Yolculuktan döndükten sonra "Pierre et Jean" adlı romanını tamamladı. Daha sonra "Notre Coeur" adlı romanı kaleme aldı. 1890'da yayımlanan "La Vie Errante" adındaki yapıtından sonra da pek bir şey yazamadı. Sağlık durumu da adamakıllı bozulmuştu. Fazla ilâç almak yüzünden o iriyarı bedeni ve zihni yıpranmıştı. 1892'nin Ocak ayında kendini öldürmeye kalkıştı. Ağır hasta olarak Paris'e getirildi ve bir sağlık yurduna yatırıldı. Maupassant, 1893 yılında iyileşemeden öldü. Paris'teki Montparnasse mezarlığına gömüldü.
avatar
Atirpan
Yönetici
Yönetici

Kadın
Mesaj Sayısı : 478
Yaş : 94
Nerden : izmir
Kayıt tarihi : 25/10/07

Kullanıcı profilini gör http://edebiyatsever.blogcu.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Yukarı GUY DE MAUPASSANT EDEBİ KİŞİLİĞİ ESERLERİ

Mesaj tarafından Atirpan Bir Çarş. Kas. 07, 2007 8:36 pm

Guy de Maupassant, "Les Soirées de Médan" ve "Pierre et Jean"ın önsözlerinde yazma yöntemini anlatır. Yöntemi, kişisel olmayan nesnelliğin sürekli araştırılması üzerine kuruludur.

Maupassant, öncelikle bu özelliğiyle, bütün dünyada kısa öykü türünün belli başlı birkaç ustasından biri haline geldi. Maupassant'ın öykülerinde her türlü ortam ve bu ortama uygun tipler görülebilir. Normandiya köylülerini, Normandiyalı ya da Parisli küçük burjuvaları, büyük mülk sahiplerini ve memurları öykülerinde büyük bir ustalıkla anlattı. Sıradan insanları güçlü bir yalınlıkla işledi. Dünya görüşü kötümser olan Maupassant'ın öykülerinin anlatım tekniği gittikçe gelişti. Sonunda natüralizmin aşırılıklarına karşı tepki göstermeye kadar vardı.
Maupassant, hayatta güven uyandıran her şeye çatar; Tanrı'yı inkâr eder. Onu "yaptıklarını bilmez" olarak görür. Aldatmaca olarak kabul ettiği dine saldırır. Ona göre, evren, "kör ve bilinmez güçlerin zincirden boşanmasıdır". İnsan, sadece "diğerlerinden üstün bir hayvandır". Gelişme, gerçekleşmeyecek bir düştür. Dostluk bile, ona "iğrenç bir aldatmaca" olarak görünecektir; çünkü Maupassant'a göre, "insanların duygu ve düşünceleri anlaşılmazdır ve onlar yalnızlığa mahkûmdurlar".
Hastalığının ilerlemesine bağlı olarak Maupassant'ın yazarlık tarzı da değişime uğradı. "La Maison Tellier" (Madame Tellier'nin Evi - 1881), "Mademoiselle Fifi" (1882), "Les Contes de la Bécasse" (Çulluğun Öyküleri - 1883) gibi ilk öykülerinde, buruk ve alaylı bir konuşma gücünden kaynaklanan kuru bir anlatım görülür. Bu öykülerde, onun kavgacı niyetleri, dine, burjuva önyargılarına ve "kadına özgü kötü niyetliliğe" saldırma isteği sezilir. Hastalığının zararlarını görmeye başladığı günden itibaren Maupassant'ın anlatım yolu daha az yergici bir görünüm aldı. Yazarlık hayatının sonuna doğru "La Peur", "Lui?", "Solitude", "Le Horla", "L'endormeuse" gibilerinin de aralarında bulunduğu otuza yakın öyküsü, intihar düşüncesi, görünmez bir varlığın musallat olan fikri ile iç sıkıntısı ve korkulardan esinlendi.
Guy de Maupassant, Flaubert ekolünde, "hiç kimse tarafından görülmemiş ve söylenmemiş bir görünüm" bulup ortaya çıkarmayı öğrenmişti. Öykülerinin özgünlüğü, bunların yapısından daha çok, memurların, burjuvaların ya da köylülerin yaşantılarının geçtiği birbirinden çok farklı ortamların, tiplerin ve geleneklerin "gerçek olarak tasvir edilmesi"nden ileri gelir.
Öyküleri bir bütün olarak ele alındığında, 1870 - 1890 arası Fransız toplumunun zengin bir panoraması çıkar ortaya. Yapıtlarının kişisel yaşamından birçok iz taşıması, Maupassant'ın öykü ve romanlarını birer "otobiyografi" ya da "günlük"müş gibi ele alınmasına yol açmıştır.
Maupassant'a olan ilgi, 20. yüzyılın ikinci yarısında azalmıştır. Ama Maupassant günümüzde de, her sınıftan okura seslenen ve hem belirli bir düzeyi tutturan, hem de belirli ölçüde popüler olabilen yeni bir öykü türünün yaratıcısı kabul edilir.
avatar
Atirpan
Yönetici
Yönetici

Kadın
Mesaj Sayısı : 478
Yaş : 94
Nerden : izmir
Kayıt tarihi : 25/10/07

Kullanıcı profilini gör http://edebiyatsever.blogcu.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Yukarı ESERLERİ

Mesaj tarafından Atirpan Bir Çarş. Kas. 07, 2007 8:37 pm


  • Boule de Suif (1880)
  • La Maison Tellier (1881)
  • Une partie de campagne (1881)
  • Une vie (1883)
  • Mademoiselle Fifi (1882)
  • Contes de la Bécasse (1883)
  • Au soleil (1884)
  • Clair de Lune (1883)
  • Les soeurs Rondoli (1884)
  • Yvette (1884)
  • Miss Harriet (1884)
  • Monsieur Parent (1885)
  • Bel-Ami (1885)
  • Contes du jour et de la nuit (1885)
  • La Petite Roque (1886)
  • Toine (1886)
  • Mont-Oriol (1887)
  • Le Horla (1887)
  • Sur l’eau (1888)
  • Pierre et Jean (1888)
  • Le Rosier de madame Husson (1888)
  • L’héritage (1888)
  • Fort comme la mort (1889)
  • La Main gauche (1889)
  • Histoire d’une fille de ferme (1889)
  • La vie errante (1890)
  • Notre Coeur (1890)
  • L’Inutile beauté (1890)
  • Le père Millon (1899)
  • Le colporteur (1900)
  • Les dimanches d’un bourgeois de Paris (1900)

Tiyatro

  • Histoire du vieux temps (1879)
  • Musotte (1890)
  • La paix du ménage (1893)
  • Une répétition (1910)

Eleştiri

  • Emile Zola (1883)
  • Etude sur Flaubert (1884)
avatar
Atirpan
Yönetici
Yönetici

Kadın
Mesaj Sayısı : 478
Yaş : 94
Nerden : izmir
Kayıt tarihi : 25/10/07

Kullanıcı profilini gör http://edebiyatsever.blogcu.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Yukarı ANTON ÇEHOV

Mesaj tarafından Atirpan Bir Çarş. Kas. 07, 2007 9:07 pm






HAYATI



Anton Pavloviç Çehov (29 Ocak 1860, Taganrog Rusya - 15 Temmuz 1904, Badenweiler,Almanya), ünlü Rus tiyatro yazarı ve modern kısa öykülerin en önemli ustalarından. 19. yüzyıl gerçekçilik okulunun en önde gelen temsilcisi.

Rusya'nın güneyinde Azov Denizi kıyılarındaki Taganrog'da bakkal bir babanın oğlu olarak dünyaya geldi. Beş çocuklu bir ailenin ortanca çocuğudur. Babası, ticaretten çok dini ve artistik konulara eğilimleri olan sert ve otoriter bir adamdı. Babasının baskısıyla kilise korosunda ilahi söyleyen Çehov, ticarette başarı sağlayamayan babasının yerine dükkan işleriyle de ilgilendiğinden lise eğitimi uzadıkça uzadı.

Çehov, bir süre Yunanlı çocukların devam ettiği yerel bir okulda okudu. Daha sonra on yıl boyunca lisede Yunan ve Latin klasiklerini temel alan bir eğitim gördü. Düş gücüne fazlasıyla olanak tanıyan bu eğitim Çehov'un yaşamı boyunca klasiklerden hoşnut olamamasına yol açacaktı. "Kılıflı Adam" ve "Edebiyat Öğretmeni" adlı hikayeleri lise dönemine aittir.

1876'da babasının iflas etmesi üzerine ailesi Moskova'ya göçtüğünde, kendisi bir ağabeyi ile birlikte Tagangrog'da kalarak liseye devam etti. Üç yıl boyunca, henüz çok genç olmasına karşın kendi hayatını kendi kazandı. Zor koşullar altında geçen çocukluk yılları, hikayelerinde çocuklara geniş yer vermesine ve hep hüzünlü, incinmiş çocukları anlatmasına neden oldu.

1879'da liseyi bitirdi ve Moskova'ya giderek tıp fakültesine girdi; 1884'te doktor oldu. Tıp öğrenimi sırasında ailenin geçimine katkıda bulunmak için çeşitli dergilerde yazılar yazdı. Bu dönemde yazdığı yazılarını "Melbourne'ün Masalları" adlı kitapta toplayarak üniversiteyi bitirdiği yıl ilk kitabını yayınladı.

Çehov, üniversiteyi bitirir bitirmez hekimliğe başladı. "Cerrahlık", "Cansız Ceset", "Kaçak" adlı hikayelerini bu dönemde yazdı. Hekimlik çok vaktini aldığından yazmasına engel olmaya başlayınca hekimlikten vazgeçip yazarlığa yöneldi. Yazarlığına hekimliğinin izleri görülür. Pek çok kimse onun Çarlık Rusyasını anlatışını, bir doktorun hastalığı teşhis edişine benzetir.

1887'de "Alacakaranlıkta" adlı öykü kitabıyla Rus Akademisi tarafından verilen Puşkin ödülü nü kazandı. Aynı yıl ilk büyük tiyatro oyunu "İvanov", Moskova'daki Korsch Tiyatrosunda sergilendi.

Ünlü öyküsü "6. Koğuş" 1892'da yayınlandı. Aynı yıl kolera salgını olan bölgelerde doktor olarak aktif rol oynadı. Merkez Rusya'da bir Melikhov adını verdiği bir malikane satın alarak taşındı ve yaşamında "Melihova dönemi" denilen yeni bir dönem başladı. Bu dönemde yaratıcılığının zirvesine ulaştı. Sürekli kendisini ziyaret gelen dostlarını malikanede ağırladı.

1894 yılının bir bölümünü yurtdışında geçirdi. Bu arada vereme yakalandı, tedavi için Kırım'a geçti.

1895'te "Martı" oyununun ilk versiyonunu yazdı. "Sakhalin Adası"nı yayınladı. Tolstoy ile tanıştı. Oyunun St. Petersburg'daki ilk gösterimi başarısızlıkla sonuçlandı.

1897'de Köylüler adlı uzun öyküsünü yayınlattı. 1898'de Sanat tiyatrosunu Stanslavski ile birlikte kuran Nemiroviç-Dantçenko Martı’yı sahnelemek için Çehov’dan izin istedi, bu arada Çehov, ilerde evleneceği aktris Olga Knipper'le tanıştı. Martı oyunu büyük başarı elde etti. Çehov'un babası öldü.

1899'da "Vanya Dayı"nın ilk gösterimi yapıldı, Toplu Yaptılarının ilk cildi yayımlandı.

1901'de "Üç Kızkardeş" sahnelendi; Çehov, Kafkasya seyahatinden sonra bir ev yaptırdığı Yalta'ya döndü ve Olga Knipper ile evlendi.

1904'te "Vişne Bahçesi" Moskova'da sahnelendi. Sağlığı bozulan Çehov, eşi ile birlikte Almanya'ya gitti ve Badenwiller'da öldü.

Çehov'un bütün yapıtları ölümünden 40 yıl sonra 20 cilt halinde yayımlandı. Bu yayının 8. cildinde Çehov'un sayısı birkaç bine ulaşan mektupları yer alır.
avatar
Atirpan
Yönetici
Yönetici

Kadın
Mesaj Sayısı : 478
Yaş : 94
Nerden : izmir
Kayıt tarihi : 25/10/07

Kullanıcı profilini gör http://edebiyatsever.blogcu.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Yukarı Geri: ÖYKÜ YAZARLARI (BATI EDEBİYATINDA)

Mesaj tarafından Atirpan Bir Çarş. Kas. 07, 2007 9:14 pm

Anton Pavlovıç ÇEHOV
20.02.2006 Tarihinde Eklendi.

Yabancı, Yazar


Hayatı ;
(1860-1904)Öyküleri ve oyunlarıyla dünya edebiyatında çok özgün bir yere sahip olan Rus yazar Çehov, Taganrog'da dünyaya geldi. 1879 'da Tıp okumak için Moskova'ya gitti.Bir taşra bakkalı olan babası ve ailesine yardım için, gazete ve dergilere mizah öyküleri yazdı. Çehov 1890'da tutuklu ve sürgünlerin yaşadığı , Sahalin adasına gitti. Çehov , insanların kötü yaşam şartları içinde yaşamaması için, herkezin sorumluluk duyması ve birşeyler yapması gerektiğine inanıyordu. Bu konuda yazdığı kitap , hapishane koşullarının iyileştirilmesine yol açtı. 1891'de Avrupa gezisine çıktı ve Rus'yaya geri döndüğünde , oyunlarından Martı sahnelendi ama başarısızlığa uğradı. Çehov 1894 yılnda geçirdiği akciğer kanaması sonucu Yalta'ya yerleşti. Burada onu ziyarete gelen Tolstoy, Gorki ve Bunin gibi ünlü Rus yazarlarıyla konuşma ve tartışma olanağı buldu. Ünü çar tarafından da kabullenilen Çehov, Akademi üyeliğine seçildi. Martı oyunu'nun ünlü oyuncusu Olga Knipper ile evlendi. Sağlığının kötüleşmesi üzerine tedavi için gittiği Almanya'daki bir sağlik merkezinde veremden öldü.
avatar
Atirpan
Yönetici
Yönetici

Kadın
Mesaj Sayısı : 478
Yaş : 94
Nerden : izmir
Kayıt tarihi : 25/10/07

Kullanıcı profilini gör http://edebiyatsever.blogcu.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Yukarı ESERLERİ

Mesaj tarafından Atirpan Bir Çarş. Kas. 07, 2007 9:15 pm

<LI type=square>Vişne Bahçesi / Martı
<LI type=square>6. Koğuş
<LI type=square>Köpeğiyle Dolaşan Kadın
<LI type=square>Büyük Oyunlar
<LI type=square>Marangozun Köpeği
<LI type=square>Korkunç Bir Gece
<LI type=square>Ateşler / Çukurda
<LI type=square>Bukalemun Hikayeler
<LI type=square>Üç Kedi Yavrusu
<LI type=square>Bir Taşralının Öyküsü
<LI type=square>Kaştanka
<LI type=square>Bütün Öyküler V 1888-1891
<LI type=square>Bütün Öyküler VI 1891-1893
<LI type=square>Bütün Öyküler VIII 1895-1900


Tüm Eserleri;
6 Numaralı Koğuş (1892)
Sahalin Adası (1893-1894)
Martı (1896)
Vanya Dayı (1899)
Üç Kız Kardeş (1901)
Vişne Bahçesi (1904)</LI>
avatar
Atirpan
Yönetici
Yönetici

Kadın
Mesaj Sayısı : 478
Yaş : 94
Nerden : izmir
Kayıt tarihi : 25/10/07

Kullanıcı profilini gör http://edebiyatsever.blogcu.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Yukarı FRANZ KAFKA

Mesaj tarafından Atirpan Bir Çarş. Kas. 07, 2007 9:27 pm


Franz Kafka
(3 Temmuz 1883 - 3 Haziran 1924),

20. yüzyılın ve Alman modern edebiyatının önde gelen yazarlarındandır. Yaşamı boyunca pek tanınmayan Kafka, yakın arkadaşı Max Brod'a verdiği vasiyetinde tüm yazdıklarının imha edilmesini rica etmişti. Fakat Max Brod, Kafka'nın Viyana'da ölümünün ardından aksi yönde hareket ederek elindeki eserleri yayımlamaya başladı. Kafka, ölümünden sonra da olsa, dünyaca ünlü bir yazar haline geldi.
Eserlerinden özellikle dilimize Değişim ya da Dönüşüm adıyla çevrilen romanında işlediği konuyla 20. yüzyılın sanayi sonrası batı toplumunun açmazını ve içine düştüğü yalnızlık ve yabancılaşma sürecini çok iyi gözlemlemiş ve işlemiştir.

Yaşamı


Franz Kafka 3 Temmuz 1883`te orta sınıf bir Yahudi ailesinin ilk çocuğu olarak Prag'da dünyaya geldi. O zamanki milletler mozaiği olan Avusturya İmparatorluğuna bağlı Bohemya Krallığında yaşadı. Anadil olarak ilk etapta Almanca konuşan Kafka ailesi, Çekçeyi de konuşabiliyordu. Ailenin en büyük çocuğu olan Kafka`nın iki erkek kardeşi (Georg ve Heinrich) küçük yaşta hayatlarını kaybettiler. Kızkardeşleri Elli, Valli ve Ottla ise Nazi Almanyasının organize ettiği Yahudi soykırımı Holocaust'nda hayatlarını kaybettiler.
Kafka 1889`da Fleischmark'ta Deutsche Knabenschule'ye gitti. Çocukluğunda rol oynamış başlıca kişiler Fransız mürebbiye Bailly, kâhya kadın Marie Werner'dir. O sıralarda Prag`da genel olarak konuşulan dil Çekce`ydi. Ufak yaşlarda da [[Çekçce Bauer ile tanıştı. 1920`lerin başında tanıştığı Milena Jesenska, 20 yıl sonra 1944`de Alman toplama kampında hayatını kaybedecekti, onun üzerinde güçlü bir etki yarattı. 1923`te ailesinin etkisinden kaçmak ve yazmaya konsantre olmak için Berlin`e taşındı, orada da Dora Dymant adında bir sevgilisi oldu. Dora, Milena`dan şanslıydı Nazi Almanyasına direndi ve 1952`de Londra`da öldü.
1917`de Kafka verem olduğunu öğrendi. 1919 yılında geçirdiği ağır gripten dolayı hastaneye kaldırıldı. 1922`de emekli oldu, maddi durumu kötüydü ve sağlığı gittikçe bozuluyordu. Ömrünün son 6 haftasını sanatoryumda geçirdi. 3 Haziran 1924`te hayatını kaybetti.

Eserleri



  1. Değişim, (1915)
  2. Dava, (1925)
  3. Şato, (1926)
  4. Kayıp, (1927)
  5. Bir savaşın tasviri
  6. Taşrada düğün hazırlıkları
  7. Şarkıcı Josefine ya da Fare Ulusu
  8. Ceza Sömürgesi
  9. Çin Seddi
  10. Bir Akademiye Rapor
  11. Milena'ya Mektuplar
  12. Babama Mektup
  13. Aforizmalar
avatar
Atirpan
Yönetici
Yönetici

Kadın
Mesaj Sayısı : 478
Yaş : 94
Nerden : izmir
Kayıt tarihi : 25/10/07

Kullanıcı profilini gör http://edebiyatsever.blogcu.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Yukarı KAFKA

Mesaj tarafından Atirpan Bir Çarş. Kas. 07, 2007 9:30 pm



D. 3 Temmuz 1883, Prag, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu – Ö. 3 Haziran 1924 Kierling, Viyana)

Moden dünya edebiyatına, belki de en çok tartışılan, yorumlara sığmayan ve biçim yönünden edebiyat akımlarına yerleştirilmesi zor eserler bıraktı.

Kafka’nın babası, taşralı Çek proletaryasından geliyordu. Evlendikten sonra zengin bir tüccar olmayı başardı. Annesi ise varlıklı, aydın bir Alman Yahudi ailesinden geliyordu. Edebiyat tarihçileri Kafka’nın huzursuz, çekingen, alıngan, iletişim kurmakta güçlük çeken duygulu kişiliğini, Yahudi asıllı, Almanca konuşan bir Çek oluşuna; bu sosyal ve kültürel çevrede yaşadığı yabancılaşmaya bağlarlar. Aile Prag’daki Alman topluluğuyla kaynaşmaya çalışmış, Kafka’nın üç kız kardeşi Alman okullarına gitmiş, Kafka Almanca’yı anadili olarak kullanmıştır.

1901’de Kafka babasının zoruyla Prag Üniversitesi’nde hukuk öğrenimine başladı; bir yandan da sanat tarihi ve Alman edebiyatı derslerine giriyordu. 1906’da hukuk doktorasını tamamladı. Önce stajını yaptı. 1907’de o zamanlar çok ünlü Assicurazioni Generali adlı İtalyan sigorta şirketinde çalışmaya başladı. İleride eserlerini yakılmak üzere bırakacağı Max Brod ile bu yıllarda dostluk kurdu, onun sayesinde Prag edebiyat çevrelerine girdi. Felix Qeltsch, Oskar Baum, Gustav Janouch ve Franz Werfel gibi edebiyatçılar ile tanıştı.

1908-1912 yılları arasında siyasal ve toplumsal olaylara ilgi duymaya, sık sık önemli Çek siyaset adamlarının toplantılarına gitmeye başlamıştı. Yahudilikle ilgilenip İbranice öğrenmeye de bu yıllarda yöneldi. Max Brod ile birlikte Riva, Paris, Weimar ve İtalya gezileri yaptı. 1912 ile 1914 arasında Felice Bauer ile iki kez nişanlanmasına rağmen, onunla evlenemedi. Bu ilişkiden geriye 500’ün üstünde mektup kaldı. Bu mektuplar Kafka’nın ölümünden uzun yıllar sonra ilk kez 1967’de yayınlandı.

1914’te patlak veren 1. Dünya Savaşı’nda zayıf bünyesi nedeniyle askere alınmadı. Bir yandan yazar olarak tanınmaya başladığı yıllardı bunlar. 1915’te Carl Sternheim kendisine verilen Fontane Ödülü’nü Kafka’ya aktarılmasını istedi.

1917, Kafka’nın kötü haberi aldığı yıldı. Vereme yakalanmış, hayatının akışı altüst olmuştu. 1920’de Milena Jesenka ile mektuplaşmaya başladı. Kafka’nın Almanca yazdığı eserleri Çek diline çevirmek için ondan izin isteyen Milena, Kafka’dan 12 yaş küçüktü ve evliydi. Bir araya gelmeleri imkânsız olan bu iki insan uzun yıllar mektuplaştılar. Milena’ya yazdığı mektuplar, tıpkı daha önce Felice Bauer’e yazdıkları gibi, dilimize de çevrilmişlerdir.

Sağlığının kötüye gitmesi üzerine 1922’de emekliliğini isteyen Kafka, Dora Diamant adlı 20 yaşında bir kızla iki yıllık kısa bir mutluluk yaşadı. 1924’te de Viyana yakınlarındaki Kierling Sanatoryumu’nda hayata gözlerini yumdu.

1912 öncesi yazdığı, erken dönem yapıtları Bir Savaşın Tasviri, Taşrada Düğün Hazırlıkları gibi uzun öyküleriyle birlikte bir dizi kısa düzyazıdır.

Kafka’nın hayatı baştan sona güçlü ve sert bir baba imgesinin gölgesinde geçmiş, babası ile aralarında hiçbir zaman Kafka’nın özlediği ilişki kurulamamıştı. Babasına yazdığı 61 sayfa uzunluğundaki mektupta, bu süper-ego baskısı bütün çıplaklığıyla gözler önüne serilir. 1912’de bir gecede yazdığı Hüküm (Yargı) adlı öykünün odağında bir baba oğul ilişkisi vardır. Aynı yıl Dönüşüm (Değişim) Kafka’nın en çarpıcı uzun öyküsü olarak okura sunulur.

Kafka’nın ilk romanının birinci bölümü, Kayıp adı altında 1913’te yayınlanmış, roman Kafka’nın ölümünden sonra, Amerika adı altında, tamamlanmış haliyle okura sunulmuştur.

Kafka ikinci büyük romanı Dava’yı, Felice ile nişanını ikinci kez bozduğu 1914 yılında yazmaya başlar. Ceza Sömürgesi de aynı yıl kaleme alınmıştır. 1922’de yazmaya başladığı Şato da tamamlanmadan kalmıştır.



Eserlerinden bazılarını şöyle sıralayabiliriz:

1904-1905 Beschreibung Eines Kampfes (Bir Savaşın Tasviri)

1906-1907 Hochzeitsvorbereitungen auf dem Lande (Taşrada Düğün Hazırlıkları)

1913 Betrachtung (Gözlem)

1911-14 Der Verschollene (Kayıp)

1912 Die Verwandlung (Dönüşüm/Değişim)

1914 In der Strafkolonie (Ceza Sömürgesi)

1914 Der Prozess (Dava)

1915 (Der Dorfschullehrer (Köy Öğretmeni)

1922 Das Schloss (Şato)



Beschreibung eines Kampfes (Bir Savaşın Tasviri’nde Max Brod’un topladığı ve Türkçe’ye çevrilmiş öyküler: Çin Sedinin İnşaasında; Geri Çevrilme, Yasalar Srunu Üzerine; Kent Arması; Mecazlar Üzerine; Poseidon; Avcı Gracchus; Çiftlik Kapısına Vuruş; Köprü; Akbaba; Yola Çıkış; At Üzerinde; Gezinti; Şişko; Tapınakla Başlanmış Konuşma; Tapınanın Hikâyesi; Şişko ile Tapınan Arasındaki Konuşmanın Devamı; Şişkonun Yok Oluşu; Şarkıcı Josefin ya da Fare Ulusu.)
avatar
Atirpan
Yönetici
Yönetici

Kadın
Mesaj Sayısı : 478
Yaş : 94
Nerden : izmir
Kayıt tarihi : 25/10/07

Kullanıcı profilini gör http://edebiyatsever.blogcu.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Yukarı GIOVANNİ BOCCACIO

Mesaj tarafından Atirpan Bir Çarş. Kas. 07, 2007 9:38 pm


Giovanni Boccaccio
(16 Haziran 1313 - 21 Aralık 1375)
İtalyan bir yazar ve şairdi. Rönesans hümanizmi için oldukça önemliydi; eserleri arasında Decameron en fazla tanınanıydı. Döneminde realizmi, hisleri ve zekasıyla kullandığı için önemli olmuştur.
Floransalı bir bankacının; evlilik dışı bir ilişkisinden doğan Boccaccio, önceki bir biyografisinde annesinin Parisli bir kadın olduğu ileri sürülmüştür. Floransa'da büyümüş; ve Dante'den esinlenmiştir. Babasının Napoli'ye taşınması üzerine; O da taşınır ve 6 yıl burada yaşar. Studium'da hukuk eğitimi aldıktan sonra; bankacılık yerine hukuka yönelir. 1330 yılında Mario ve Giulio isminde iki de evlilik dışı çocuğu olur.
Bu dönemde Filostrato ve Teseida şiir çalışmalarına da başlar ve Fransız edebiyatından esinlenir. Floransa'ya veba salgını sonrasında 1341'de geri döndükten sonra; Ameto'yu yazar. 1344'de tekrar evlilik dışı bir çocuğu Violante doğar.
1348'deki Siyah Ölüm Floransa'yı da oldukça etkiler ve bu daha sonra Decameron'da kullanılacaktır. Bu salgında nüfusun %75'i ölür. Decameron'u yazmaya 1349 yılında başlayan Boccaccio, 1352'de eserini bitirmesine
rağmen, 1370-1371 yıllarında da eserini tekrar yazar. Yazıtları hala günümüzde mecvuttur.
Obezite sorunları da yaşayan Boccacio, son yıllarını hastalıkla geçirir ve 21 Aralık 1375'de ölür.
ESERLERİ

Rime (1914, Büyük yaşamı boyunca yazdığı şiirlerin sadeleştirilmiş ve açıklamalı basımı) Filocolo (Düzyazı)
Filostrato (Şiir)
Elegia di Madonna Fiammetta (Roman)
Decameron (Öyküler)
Commento alla Commedia (Dante’nin Tanrısal Komedya’sının yorumu)
avatar
Atirpan
Yönetici
Yönetici

Kadın
Mesaj Sayısı : 478
Yaş : 94
Nerden : izmir
Kayıt tarihi : 25/10/07

Kullanıcı profilini gör http://edebiyatsever.blogcu.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Yukarı Geri: ÖYKÜ YAZARLARI (BATI EDEBİYATINDA)

Mesaj tarafından Sponsored content


Sponsored content


Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz