KÜTÜPHANE HAFTASI 31 MART-04 NİSAN 2008

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

Yukarı KÜTÜPHANE HAFTASI 31 MART-04 NİSAN 2008

Mesaj tarafından Atirpan Bir Cuma Mart 14, 2008 12:37 am


KÜTÜPHANE HAFTASI

31 MART- 04 NİSAN




Kitabın yararlarının anlaşılması ve sayılarının çoğalması sonucu kitaplıklar oluştu. Kitaplıkların gelişmesi ile kütüphaneler meydana geldi. Herkesin yararlanması okuması, başvurması için kurulan, içinde kitaplar bulunan binaya kütüphane denir


Millî Eğitim Bakanlığı, Mart ayının son pazartesi günü başlayan hafta­nın Kütüphane Haftası olarak değerlendirilmesini kararlaştırmıştır. Hafta süresince kütüphanenin önemi anlatılır. Kütüphaneciliğin sorunları kamu oyuna duyurulur. Halk, kütüphanelerin gelişmesi için bilinçlendirilir. Okullarımızda kütüphanenin yararlarından söz edilir. Kütüphanelerde uyulması gerekli kurallar öğretilir.




Kütüphaneler eski çağlardan beri insanlığın hizmetindedir. Eldeki bilgilere göre ilk kütüphane, Asurlular zamanında kurulmuştur. Osmanlı imparatorluğu döneminde de kitaba ve kütüphaneye önem verilirdi. O dönemden zamanımıza kadar gelen büyük kütüphaneler vardır.
Yurdumuzun belli başlı büyük kütüphaneleri şunlardır: İstanbul’da Süleymaniye ve Beyazıt Devlet Kütüphaneleri. Ankara'da Millî Kütüphane, Millet Meclisi Kütüphanesi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi Kütüphaneleridir.
Bunlardan Millî Kütüphane, 15 Nisan 1946 tarihinde kuruldu. Açılış tarihinde içinde iki kitap bulunan bu kütüphane -mizde bugün 620 bin kitap vardır. Kütüphanelerimizdeki kitap sayısı yaklaşık 6 milyon kadardır.







KÜTÜPHANEDE UYULMASI GEREKEN KURALLAR


  1. Kütüphaneye ayakkabılar paspasa silinerek girilmelidir.
  2. Palto, pardösü, manto v. b. vestiyere bırakılmalıdır.
  3. Kimlik, ilgili memura istemeden teslim edilmelidir.
  4. Kütüphaneden alınacak kitabın nasıl aranacağı bilinmiyorsa ilgili memurlardan sorulmalıdır. Açıklamaları, dikkatle dinlemelidir. İstenen kitap için fış doldurulmalıdır. Yerimize oturup kitabın gelmesi beklenmelidir.
  5. Kitap sayfaları sessiz çevrilmelidir.
  6. Kütüphane salonunda sessiz yürünmelidir.Kitapların kapağı, sayfaları çizilmemeli, yırtılmamalıdır. Kütüphanenin okuma salonunda hiçbir şekilde sigara içilmemeli­dir, sakız çiğnenmemelidir.




OKUMA KİTAPLARIM

Bu yazıda ünlü ozanlarımızdan Z. Osman Saba kitapları hakkında duygu ve düşüncelerini anlatıyor.

Sevgili okuma kitaplarım. O kitaplar aylara bölünmüştü. Kış aylarına düşen parçalarda kış resimleri vardı. Sonra, o resimler gittikçe değişirdi. Dallar, yavaş yavaş tomurcuklanır, ağaçlar çiçek açardı. Paltolu çocuklar, paltolarını çıkarmaya başlardı. O resimler böylelikle, bizlere de tatilin yaklaşmakta olduğunu hatırlatırdı.

Bazen kitapların son sayfasını açardım. Orada bir kelebek veya çiçekli dala konmuş bir kuş resmine dalar giderdim. Bu sayfalara ne zaman geleceğiz? Bu sayfaları okuyacağımız günlere ne zaman kavuşacağız, diye düşünür dururdum. Oysa daha okulda yılın yarısına bile ulaşmamıştık. Sınıfımızın camlarını sert yağmurlu kış rüzgarları sarsıyordu. Böyleyken ben kitaplardaki o resimlere baktıkça yaz tatilinin hayallerine kapılmaktan kendimi alamazdım.
Neler düşünürdüm neler.. Sınavların başlayacağı günleri düşlerdim. Okuma dersinden hiç korkulur mu? Güzel bir Mayıs günü, sınav odasına girecektim. Öğretmenim beni güler yüzle karşılayacaktı. Önüme çıkan parçayı okuyacaktım. Ben okurken dışardan kuşlar ötüşecek yeni yapraklanmış ağaçların sallandıkları görünecekti.
Bahar yemişlerini satan satıcıların sesleri, çağrışmaları duyulacaktı. Öğretmenlerim okuduğum parça ile ilgili sorular soracaklar, ben hemen cevapları verecektim. Sonra «yeter» diyecekler, sınav odasından uçar gibi çıkacaktım. Okuma kitaplarındaki son parçalara baktıkça bunları düşünürdüm.

Dost okuma kitaplarım. Onlarda neler yoktu? Kısa pantolonları diz kapakları örtecek şekilde biraz geçen saçları düzgünce taranmış güler yüzlü çocuk resimleri vardı. O kitaplarda temiz giyimli köylüler, babalar, analar vardı. Bu insanların güzel resimleriyle doluydu, okuma kitaplarım. Bu resimlerdeki insanlar güzel bir dünyanın insanlarıydı. Kötülük bilmezlerdi, iyilikten başka bir şey düşünmezlerdi.


«Bizim gibi olun, iyilikten başka bir şey düşünmeyin» derdi.
Bu unutamadığım eski okuma kitaplarından bugün bir tanesi bile yok. Onların şimdi hayalimdeki yapraklarım çevirirken yine de onları eskitmemek istiyorum. Onlardan ezberimde kalan parçaları yer yer okuyorum. Bu yüzden yangında yanmış kitaplar gibi sayfaların çoğu eksik.
Sevgili dost okuma kitaplarım, sizleri zamanla bu kadar özleyeceğimi hiç bilmezdim. Böyle olacağını bilseydim, birkaçınızı olsun öbür kitaplarımın yanında saklamaz olur muydum?


Ziya Osman SABA
























KÜTÜPHANE
Bir yapıya konmayan taşları ben taş saymam

Kitaba eğilmeyen başları ben baş saymam
Okumadan yazmadan geçen ömrü yaş saymam.
Çok okuyan çok bilir yarını parlak olur
Okuyanın yarını alnı gibi ak olur.
Kitaplar geleceğin ışıklı bir yoludur
Kitaplar yükselişin kanadıdır koludur
Evrenden habersizdir kitapsız kalan insan.
Çok okuyan çok bilir yarını parlak olur
Okuyanın yarını alnı gibi ak olur.
Çölde kalan yolcular bulutlara tas tutar
Bilimle beslenmeyen inanışlar pas tutar
Yavrusu okumayan uluslar yas tutar.
Çok okuyan çok bilir yarını parlak olur
Okuyanın yarını alnı gibi ak olur.
Hasan TURAN



GÜZEL SÖZLER
· Bilgin unutmuş, kitap unutmamış.
· Günümüzün gerçek üniversitesi zengin kütüphanelerdir.
· Parayı kasa, bilgileri kütüphane saklar.
<hr align=center width="100%" color=#336699 noShade SIZE=1>



KÜTÜPHANE



Ben, nesilden nesile bilgi aktaran kurum,

Yazılı kaynaklarla yaşar mutlu olurum

Araştırma yaparak bir konu inceleyen,

Doğruca bana gelir, benim bilgiyi veren.



Kitaplar eskiyince onarılır, korunur.

Özenle açılarak dikkatlice okunur.

Boş zamanlarınızı değerlendiren yerim,

Okuyucum arttıkça coşarım, sevinirim.



Tertemiz raflarımda cilt cilt çeşitli eser,

Bilinçli görevliler okuyucuyu bekler.

İsteyin kaynakları oturup inceleyin.

Zamanınız yetmezse emanete isteyin.



Ruhlara besin verdim, insan beynine ışık,

Sanatla el eleyim bilim ile bağdaşık.

Yararlanmak isteyen süreli yayınlardan,

Durmayın bana gelin, bıkmayın okumaktan.



Ben bilimin öz yurdu, bilginin kaynağıyım.

Çağlardır, insanlığa kültür aktarmaktayım.

Bendeki kalabalık insanlığın umudu,

Okuyan, inceleyen kalkındırır bu yurdu.



Beytullah HATOĞLU

avatar
Atirpan
Yönetici
Yönetici

Kadın
Mesaj Sayısı : 478
Yaş : 94
Nerden : izmir
Kayıt tarihi : 25/10/07

Kullanıcı profilini gör http://edebiyatsever.blogcu.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Yukarı KÜTÜPHANE

Mesaj tarafından Atirpan Bir Cuma Mart 14, 2008 10:08 pm

Kütüphane, belli bir sisteme göre düzenlenen kitap ve benzeri materyallerin toplandığı, saklandığı, okuyucu ve araştırmacıların istifadesine sunulduğu yer. Farsçada ev manasına gelen hane ile Arapçada kitaplar manasına gelen kütüb kelimelerinin birleşmesinden meydana gelen hane-i kütüb (kitaplar evi) isim tamlamasındaki tamlama i'sinin düşmesi ve kelimelerin yer değiştirerek birleşmesinden meydana gelmiş, Kütüphane şeklinde söylenen birleşik bir isimdir. Günümüzde yeni bilimsel materyallerin çeşitlenip çoğalması neticesinde ortaya çıkan, süreli yayın, grafik, sesli ve görüntülü yayınların meydana getirdiği koleksiyonlardan meydana gelen kütüphaneler de bulunmaktadır.
Bir fikir gayretinin sonucu olarak yazılmış eserleri korumak, toplamak, organize etmek, onları insanların faydalanmasına hazır hale getirmek için kurulmuş olan kütüphaneler, yapılmış ve yapılacak olan bilimsel araştırmaları, zamanımızda ve gelecekteki araştırıcıların yararına en ucuz en çabuk ve kolay şekilde sunulmasını sağlar. Kütüphaneler eğitim ve öğretime de yardımcı olurlar.
İlkokuldan üniversite bitinceye kadar çeşitli okullarda okuyan öğrenciler, öğrencilerin yetişmesinde emek sarf eden öğretmenler,bilimsel ve teknik gelişmeleri takib eden kimseler de kütüphanelerden faydalanmaktadır.


Tarihçe
Asur, Babil ve Hitit medeniyetlerinden günümüze ulaşan ve yazı yazmak için kullanılan kil tabletler çok eski devirlerdeki kitap ve kütüphanecilikle ilgili bilgi vermektedir. Kütüphaneyle ilgili olarak yapılan araştırmalar ve kazılarda elde edilen bilgiler M.Ö. 2400 yıllarına kadar uzanmaktadır. Asur Devleti Hükümdarı Asurbanipal tarafından M.Ö. 625 yılında kurulan Ninova Kütüphanesi bilinen en eski kütüphanedir. Yapılan kazılar neticesinde elde edilen ve bu kütüphanede bulunan çivi yazısıyla yazılmış kil tabletlerden 20.000 kadarı bugün İngiltere'deki British Museum koleksiyonları arasında yer almaktadır. Son zamanlarda Irak'ta yapılan kazılar, Nippur civarında Milattan 3000 sene öncesine ait olduğu tahmin edilen zengin bir kütüphanenin enkazını ortaya çıkarmıştır. Mısır Hükümdarı S.Ptolemeus tarafından M.Ö. 3. yüzyılın ilk yarısında kurulmuş olan İskenderiye Kütüphanesi devrinin en büyük kütüphanesidir. Bu kütüphanede 700.000'e yakın papirüs tomarıyla porşömen bulunuyordu. Sezar'ın M.Ö. 47'de İskenderiye'yi işgali sırasında büyük ölçüde zarar gören kütüphane M.S. 391 senesinde Mısır piskoposunun emriyle tamamen ortadan kaldırılmıştır.
M.Ö. 165'te kurulmuş olan Pergamon (Bergama) Kütüphanesi, Roma'daki Bibliotheca Ulphia ve M.S. 355'te Büyük Konstantin (Constantinus I.)in İstanbul'da kurduğu imparatorluk kütüphaneleri ilk çağların önemli kütüphaneleri arasında yer almaktadır. Ortaçağ'da manastırlarda kitap sayısı 1000'i geçmeyen küçük kütüphaneler kuruldu.
Daha önce Çinliler tarafından keşfedilen matbaa, Türkler ve Müslüman Araplar tarafından geliştirilerek kullanıldı. On beşinci yüzyıldan itibaren Avrupa'da birtakım ilmi ve teknik gelişmeler başlayınca Endülüslü Müslümanlardan matbaayı alan ve bazı baskı teknikleri geliştiren Avrupalılar kitap basımına önem verdiler. Bu sebeple kütüphaneler de yaygınlaştı. 17. ve 18. yüzyılda büyüyen özel koleksiyonlar Fransa'da Bibliotheque National, İngiltere'de British Museum, ABD'nin Washington şehrinde Kongre Kütüphanesi (Library of Congress) ve Seattle Halk Kütüphanesi gibi dünyanın en zengin kütüphaneleri ortaya çıktı. Moskova'daki Milli kütüphane hüviyetindeki Lenin Kütüphanesi ise 1917'de kuruldu. Diğer bazı ülkelerde de milli kütüphaneler ve üniversite kütüphaneleri kuruldu.
Osmanlıların ilk dönemlerinde kütüphaneler cami, medrese, imaret ve tekke gibi hayır kurumlarının bünyesinde kuruldu. Daha sonra müstakil ve düzenli kütüphaneler kurularak ilim mirası sonraki nesillere nakledildi. Vakıflar tarafından kurulan bu kütüphanelerin idare ve hizmet verme şekilleri vakıf kurucuları tarafından hazırlanan vakfiyelerde tesbit edildi. Bu vakfiyelerde yalnız vakfedilen bina gelirleri ve kitap sayısı değil çalışacak elemanların özellikleri, kütüphanenin hizmet verme süresi, kataloglama ve denetim işlerinin nasıl yapılacağı, okuyuculara nasıl davranılacağı bile tesbit edilmişti.
Osmanlılar döneminde ilk kütüphane Osman Bey zamanında İznik'te, ikincisi ise Edirne'de Lala Şahin Paşa tarafından kuruldu. Yıldırım Bayezid Han zamanında Bursa'da Eyne Subaşı Medresesinin üst katında bir kütüphane ile Eyne Subaşının Balıkesir'de yaptırdığı medresede bir kütüphane kuruldu. Fatih Sultan Mehmed Han İstanbul'u fethettikten sonra çeşitli imar faaliyetleri arasında önemli kütüphaneler yaptırdı. Ayasofya yakınında yaptırdığı ilk medresenin yanında halka açık bir kütüphane kurdurdu. Fatih Camii Külliyesi içinde yaptırdığı kütüphane, Zeyrek Camii Kütüphanesi, Eyüp Sultan Camii yanındaki kütüphaneler bu kütüphanelerin en meşhurlarıdır. Daha sonraki padişahlar tarafından İstanbul'un yanında Amasya, Edirne, Bursa, Manisa,Trabzon ve başka şehirlerde de kütüphaneler kuruldu. Topkapı Sarayı bünyesinde kurulan Saray Kütüphanesi, Ayasofya, Süleymaniye, Şehzadebaşı ve Bayezid kütüphaneleri zenginleştirilerek zamanımıza kadar gelmişlerdir.
Osmanlılar devrinde mimari açıdan müstakil bir binaya sahip olan ilk vakıf kütüphanesi Köprülü Fazıl Ahmed Paşa tarafından yaptırılan ve Köprülü Fazıl Mustafa Paşa tarafından vakfiyesi hazırlanarak tanzim edilen Köprülü Kütüphanesidir. Şehid Ali Paşa tarafından Vefa'da yaptırılan kütüphane, Atıf Efendi tarafından Süleymaniye civarında yaptırılan Atıf Efendi Kütüphanesi, Nuruosmaniye Kütüphanesi ve Koska'da Koca Ragıb Paşa tarafından kurulan Ragıb Paşa Kütüphanesi de belli başlı Osmanlı kütüphaneleridir.
Cumhuriyet döneminde 1924'te çıkarılan Tevhid-i Tedrisat Kanunu'yla vakıf kütüphanelerindeki koleksiyonlar, 1927'de çıkan kanunla tekke ve zaviyelerde bulunan eserler Maarif Vekaletine (Milli Eğitim Bakanlığına) bağlı kütüphanelere devredildi. Maarif Vekaletine bağlı olarak faaliyet gösteren Kütüphaneler Müdürlüğü 1960'da genel müdürlük oldu. Kültür Bakanlığının kurulmasından sonra bu bakanlığa bağlandı. Günümüzde devlete bağlı ve özel olarak faaliyet gösteren 812 kütüphane bulunmaktadır. Bu kütüphanelerdeki kitap sayısı 10 milyonun üzerindedir. Çeşitli il ve ilçelerdeki yazma eserler, halk ve çocuk kütüphaneleri Kültür Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğüne bağlıdır.
Eğitim ve öğretimin bölünmez bir parçası olan kütüphaneler özel mahiyette yapılan bina ve bölümlerde kurulmuştur. Genellikle ortada uzun bir koridorun, yanlarda okuma odalarının ve kitapların muhafaza edildiği odaların yer aldığı kütüphanelerde dinlenme ve diğer ihtiyaçların karşılandığı özel bölümler yer almıştır. Kitaplar her ilim dalına veya belli konulara göre tasnif edilmiş ve fihristleri düzenlenmiştir. Bu fihristler (kataloglar) kütüphanedeki kitaplardan kolayca istifade edebilmek için hazırlanmıştır.
Kütüphanelerde Genellikle şu personele görev verilmiştir;

Hazin (hafız-ı kütüb)
Kütüphanenin ilmi ve idari işlerini yürüten, yüksek ilmi kariyere sahip vazifelidir.
Mütercimler
Diğer dillerde yazılan kitapları kendi dillerine tercüme eden kimselerdir.
Müstensihler
Yeni çıkan bir kitaptan başka nüshalar yazmakla vazifelendirilmiş yazısı güzel, kusursuz ve titiz kimselerdir.
Mücellidler
Kütüphanelerde bulunan ciltsiz veya ciltleri yıpranmış kitapları ciltlemekle vazifeli kimselerdir.
Münaviller
Kütüphanelerde kitap bulma tekniğini bilmeyen okuyuculara, kitapların raflardaki yerini göstermek veya kitapları dolaplardan alıp, okuyuculara getirmekle vazifeli kimselerdir.
Bu vazifelilerden başka kütüphanelerin temizliği, döşemesi ve bazı hizmetlerini yürüten başka vazifeliler de vardır.
Kütüphaneler hizmet şekillerine göre; milli kütüphaneler, umumi veya halk kütüphaneleri, çocuk kütüphaneleri, okul kütüphaneleri, üniversite kütüphaneleri, özel kütüphaneler, şehir kütüphaneleri ve gezici kütüphaneler diye kısımlara ayrılabilir. Bunlar dışında yazma eser koleksiyonlarına sahip kütüphaneler de vardır. Türkçe, Farsça ve Arapça el yazmalarının en zengin koleksiyonları Türkiye'de özellikle İstanbul'daki kütüphanelerde bulunmaktadır. 150.000 yazma kitabı, mikrofilm atölyeleri ve modern tesisleriyle Süleymaniye Kütüphanesi bütün yazma eser kütüphanelerinin önde gelenidir. Ayrıca cami ve diğer yerlerdeki yazma kitaplar da Süleymaniye Kütüphanesinde toplanmıştır. Bayezid Devlet Kütüphanesi, Millet Kütüphanesi, İstanbul Üniversitesi Merkez Kütüphanesi, atıf Efendi Kütüphanesi, Hacı Selim Ağa, Köprülü ve Ragıb Paşa kütüphaneleri de yazma eser bakımından zengin kütüphanelerimizdir.
Yüzyıllar boyunca yazılan ve bugün basılan milyonlarca kitap kütüphanelerimizi doldurmaktadır. Ancak Osmanlılar ve daha önceki devirlerde yazılmış olan kitapları okuyacak ve anlayacak pek az kimse kaldığı ve günümüzdeki teknolojik gelişmeler neticesinde ortaya çıkan sesli ve görüntülü yayınlara fazla rağbet gösterildiği için kütüphanelerden faydalanan kimseler azalmıştır
vikipedi'den alınmıştır
avatar
Atirpan
Yönetici
Yönetici

Kadın
Mesaj Sayısı : 478
Yaş : 94
Nerden : izmir
Kayıt tarihi : 25/10/07

Kullanıcı profilini gör http://edebiyatsever.blogcu.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Yukarı Kütüphanelerin Tarihçesi : Dünyada İlk Kütüphaneler

Mesaj tarafından Atirpan Bir Cuma Mart 14, 2008 10:13 pm

Nivie’de İ.Ö. 626 tarihinde kurulan Asur Bani Pal kitaplığı ilk kütüphane sayılır.Daha sonra Ozymandias Teb’te dinsel yazılar için ayrı bir kitaplık daha kurulmuştur:bu kitaplığın 20.000′den çok papirus tomarı bulunduğu sanılmaktadır. Eski Yunan’da ilk kitaplık İ.Ö. 540 yılında Pisistratus’un Atina’da kurduğu kitaplıktır.Daha sonraları tapınaklara bitişik pek çok kitaplık kuruldu en önemlileri İskenderiye’de Musaion Anadolu’da Efes ve Bergama kitaplıklarıdır. İlk büyük Hıristiyan kitaplıkları Kayseri, Urfa, ve İstanbul’da kuruldular.İ.S. 150 yıllarında parşömenin kullanılmaya başlamasından sonra da papirüs tomarları yerlerini Codex’lere bırakmaya başladılar ; yani bugün bildiğimiz kitabın temel görünümü ortaya çıktı. Ortaçağda kitaplar genellikle manastırlarda ve piskoposluklarda toplanayorlardı.İlk manastır kitaplığı İ.S. 540′da, Romalı komutan Cassiodorus’un Vivarium’daki çiftliğinde kurulmuştur.Benediktin tarikatının kurucusu Benediktus von Nursia, keşişlerin yaşama kuralları arasında kitap çoğaltma görevini de koymuştu.Monte Cassino, Cluny, St. Gallen manastır kitaplıklarının en tanınmışlarıdır. Ortaçağ boyunca batıda, kitaplıkların ellerinde bulunan kitapların sayısı çok seyerek olarak 1000′i aşmıştır.Onüçüncü yüzyılda Roma Papalık Kitaplığı’nın yalnızca 500 kadar kitabı vardı.Kitaplar büyük salonlarda rahleler üzerine konuyor ve rahleye zincirlerle bağlanıyorlardı.Bu zincirli kitaplıkların tanınmış örneklerinden Cesena, Hereford, Goldberg ve Zuthpen bugün müze olarak kullanılmaktadır. Üniversitelerin kuruluşundan sonra üniversite kitaplıkları ortaya çıktılar.1243′de Salamanca, 1257′de Paris üniversite kitaplıkları kuruludu.Bunları Oxford, Prag, Viyana, Heidelberg üniversite kitaplıkları izlediler. Hümanizma ve Rönesans hareketi kitaplıklara canlılık getirmiş, 1441′de Floransa’da Cosimo Di Medici “Laurenziana”, Venedikte Marciana, Roma’da Vaticana kitaplıkları humanizmanın yarattığı kitaplıklar olarak ortaya çıkmışlardır. Reformasyondan sonra manastır kitaplıkları kalkmış, yerlerini ilk şehir kitaplıkları almışlardır.Sonradan bu kitaplıklardan eyaletlerin “Devlet Kitaplıkları” ve “Ulusal Kitaplıklar” doğmuşlardır. Zincirli ve rahleli kitaplığın yerini 16. yüzyılda cağın barok beğenisine uygun, çok süslü “salon kitaplığı” denilen kitaplık biçimi almıştır. Yeni zamanların günlük çalışmalar ve araştırmalar için “kullanılan kitaplık” yaratma düşüncesi ilk ürününü 1735′de Göttingen Üniversite Kitaplığı ile verdi.Dünyanın ilk modern üniversitesi diye bilinen Göttingen Üniversitesi’nin kitaplığı değil, modern bir anlayışla kurulan ve bu çok başarılı kitaplığın Göttingen Üniversitesi’ni yarattığı savunulmaktadır. http://nedir.toplumdusmani.net/dunyada-ilk-kutuphane/
avatar
Atirpan
Yönetici
Yönetici

Kadın
Mesaj Sayısı : 478
Yaş : 94
Nerden : izmir
Kayıt tarihi : 25/10/07

Kullanıcı profilini gör http://edebiyatsever.blogcu.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Yukarı BİLİMSEL KÜTÜPHANELER

Mesaj tarafından Atirpan Bir Cuma Mart 14, 2008 10:23 pm

Belirli ihtisas dallarına göre sıralanan öğrenim ve araştırmalara ait literatürler çoğunlukla umuma açıklar ve kitaplar herkes tarafından kullanılabilir. Umuma açık kütüphaneler: Geniş kapsamlı literatür ve diğer bilgi yayınları temin edilebilir. Bu tip kütüphaneler , her bir halk tabakasının ve yaş gruplarının literatür ihtiyacını karşılar. Bilimsel ve umuma açık kütüphanelerin işlevleri büyük şehirlerde genelde çeşitlidir. Eyalet kütüphaneleri: Bölgesel ve ulusal kütüphaneler : Örn: Bir eyaletin veya bir yörenin ürettiği literatürleri bulundurur. Özel kütüphaneler ; Belirli literatür ve yayınlar , sınırlı mesleki sahalara ait özel literatürler bulunur. Bilimsel kütüphaneler: Öğretim ve araştırmalara ait literatür ve diğer değişik yayınları sunan bu kütüphaneler , okuma salonları , kapalı kitaplıklardan kitap teslimi , okuma salonlarında bulunan kitaplıklar ve ayrı olarak konulan ders kitapları bölümlerinden oluşur. Kitap ve dergilerin haricinde her çeşit yayın , içerik olarak belirlenmiş ve kullanıma hazırlanmıştır. Okuma salonları her bir değişik dalda öğrenim gören öğrencilerin sayısına göre muhtelif çeşitlerdedir. Mevcut kitaplar için sistematik , yani bölmelere göre envanter tutulur. Başka kütüphanelerden kitap edinmeler için servisler, kopya servisi , mikrofilmlerin büyütülmesi , ve bunların yanı sıra =online literatür kaynakları , cd odalarında kayıt edilen veri bankaları mevcuttur. Her bir kütüphanede 3 bölüm vardır:Kullanıcı ve okuma bölümü , depo ve daire . Bölümlerin yüzey gereksimi her bir kütüphanede farklıdır. Kullanıcı ve okuma kısmı:İyi bir oryantasyon olanağı okuma salonu bölümü okuma ve çalışma yerlerinde – kitap nakli için az bir düzeye bölünmelidir; bur da çapraz katlar önemlidir. Geçitler mümkün oldukça merdivenden yapılmaktadır. Kullanın ve okuma salonuna ait tüm yüzeyler asansörle ulaşıla bilir olmalıdır . Kullanım ve okuma salonlarındaki tavan taşıma kapasitesi >5,0 kN/m oranında olmalıdır. Kitap raflarını bölünmesi kitap boyları 1 ve 2 daha doğrusu bunlardan çıkan raf derinliklerine bağlıdır. Kitapların , çoğunluğu 16 sayfalık formalardan meydana gelen boyutlara veya DIN A5 =% 65, polio =%12 sahiptir. Böylece her kitabın derinliği farklı olduğunda çok boşluk bıraka bilirler . Bunlar oktav’dan 16,5—21 cm Falıoya 30—34 cm kadar değişir. Çift taraflı normal bir rafın derinliği 72 cm dır. Ray boyları , normal 100 cm , 1 m raf için 15—30 cilt kitap , 1m2 raf yüzeyi için 7 ortalama 200 cilt kitap , 1 m2 alan için 200—250 kitap hesaplanır. Rafların yüksekliği insanın ulaşa bileceği yüksekliklere göre 7 ayarlanır , bu 8 oktav sırası için yeterlidir. Eldeki çok yüksek mekanları altı tekerlikli merdivenlerle veya galeriler yaparak 9 kullanmalıdır. Yeni yapılar için mekan yüksekliği , 2,,25 m döşeme kalınlığı 8—10 cm .Raflar arasındaki geçit genişlikleri , kullananlar çok olduğu zaman 85 cm normal 72—77 cm 12 raf sıraları arasındaki kitap taşıması , çoğunlukla elle yap
avatar
Atirpan
Yönetici
Yönetici

Kadın
Mesaj Sayısı : 478
Yaş : 94
Nerden : izmir
Kayıt tarihi : 25/10/07

Kullanıcı profilini gör http://edebiyatsever.blogcu.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Yukarı kütüphane çeşitleri

Mesaj tarafından Atirpan Bir Cuma Mart 14, 2008 11:31 pm

BİLGİ ERİŞİM VE ARAŞTIRMA TEKNİKLERİ Şebnem Yalçın Kütüphane Çeşitleri Cihan Cemaloğlu 9A 28.04.2005 ÖNSÖZ Bu projemde kütüphane çeşitlerini araştıracağım ve bunun hakkında bilgi vereceğim. Ülkemizdeki kütüphanelerden örnekler, bu kütüphanelerin çalışma şekilleri, amaçları ve insanlara nasıl hizmet ettiklerini anlatacağım. Bu araştırmamda beni en çok zorlayan konu ; özel araştırma kütüphanelerinin ve arşivler ve dokümantasyon merkezlerinin hakkında bir bilgi hiçbir yerde bulunmamasıydı. Bu yüzden bu iki kütüphane araştırmamda yer almıyor. Ayrıca kütüphane çeşitlerinin tek tek ne işe yaradıklarını ve ne amaçla kullanıldıklarını gösteren bir kaynak olmaması beni zorlayan konulardandı. Bu yüzden projemde örneklere daha çok yer verdim. KÜTÜPHANE ÇEŞİTLERİ 1. Halk ve Çocuk Kütüphaneleri 2. Milli Kütüphaneler 3. Okul Kütüphaneleri 4. Üniversite Kütüphaneleri 5. Özel Araştırma Kütüphaneleri 6. Arşivler ve dokümantasyon merkezleri Halk ve Çocuk Kütüphaneleri Halk ve çocuk kütüphaneleri; halkın kullanmasına izin verilen devlet tarafından desteklenen ve kontrol edilen kütüphanelerdir. Arşivlerinde her türlü yayınların bulunması gerekir. Hiçbir ücret alınmaz. Halk kütüphanelerinin tarihi: Eskiden kütüphaneler, yöre halkının ve medrese öğrencilerinin ihtiyacını karşılamak üzere, özel vakıf kütüphaneleri şeklinde kurulmuşlardır. 1920 yılında Büyük Millet Meclisi Hükümetinin kurulmasından sonra Maarif Vekaleti(Milli Eğitim Bakanlığı) içinde bir Hars Dairesi oluşturulmuş ve kütüphaneler bu daireye bağlanmıştır. 1926 yılında Hars Dairesi kaldırılarak yerini, Kütüphaneler, Müzeler ve Güzel Sanatlar olmak üzere üç ayrı müdürlük oluşturulmuştur. Kütüphaneler Müdürlüğü bugünkü halk kütüphaneleri örgütlenmesinin başlangıcı olmuştur. Bu dönemde, Maarif Kütüphanesi, Gazi Kütüphanesi, Umumi Kütüphane, Vatan Kütüphanesi, Halk Kitaplığı gibi değişik adlar taşıyan ve Maarif Vekaleti Kütüphaneler Genel Müdürlüğüne bağlı olan kütüphaneler 1960 yılında bu Bakanlık bünyesinde kurulan Kütüphaneler Genel Müdürlüğüne bağlanmış ve adları "Halk Kütüphaneleri" olmuştur. Kütüphaneler Genel Müdürlüğü, 1974 yılında Kültür Bakanlığının yeniden kurulması üzerine o tarihten bu yana bu Bakanlık bünyesinde bulunmaktadır. 28/2/1982 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile, Yayımlar Dairesi Başkanlığını da bünyesine alan Genel Müdürlüğün adı "Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü" olmuştur.(Resmi Gazete 28/02/1982-17610) 14/12/1983 tarihinde 187 sayılı KHK (Kanun Hükmünde Kararname) ile Kültür Bakanlığı, Turizm Bakanlığı birleştirilerek Kültür ve Turizm Bakanlığı adını almıştır.(Resmi Gazete 14/12/1983-18251) Bakanlar Kurulunca 24.01.1989 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 354 sayılı KHK ile Kültür ve Turizm Bakanlığı adı değiştirilerek "Kültür" ve "Turizm" ayrı iki bakanlık haline getirilmiştir. 06.11.1989 tarihinde yayımlanan 379 sayılı KHK ile, Kültür Bakanlığı Merkez Birimleri yeniden belirlenerek Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü "Kütüphaneler Genel Müdürlüğü" ve "Yayımlar Dairesi Başkanlığı" olarak birbirinden ayrılmıştır.(Resmi Gazete 06/11/1989-20334) Son olarak da 16.04.2003 tarihli ve 4848 sayılı “Kültür ve Turizm Bakanlığı Kuruluşu ve Görevleri Hakkındaki Kanun” ile Kültür Bakanlığı ve Turizm Bakanlığı birleştirilerek Kültür ve Turizm Bakanlığı kurulmuştur. (Resmi Gazete 29.04.2003 – 25093) Bakanlık birimlerinin yeniden teşkilatlandırılmasında Kütüphaneler Genel Müdürlüğü, Yayımlar Dairesi Başkanlığı ile Birleştirilerek Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü oluşturulmuştur. Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü’nün görevleri: a) Vatandaşların kütüphanelerden yararlanması için gerekli tedbirleri almak ve uygulamak, yeni kütüphaneler kurulmasını teklif etmek ve bunların idare ve ihtisas işlerini düzenlemek ve yürütmek, b) Kütüphane ve kütüphanecilik hizmetleriyle ilgili kural ve ilkelerle standartları belirlemek ve bunlara uygun hizmet üretimi için gerekli tedbirleri almak, c) Yurt içinde ve yurt dışında basılmış, okuyucuya faydalı yayınları, Türk kültürü ile ilgili yazma eser ve belgeleri ve diğer kütüphane malzemelerini temin etmek, kütüphanelerin koleksiyonlarını zenginleştirmek, d) Kıymetli yazma eserleri, ilgili kütüphanelerde toplayarak araştırma
avatar
Atirpan
Yönetici
Yönetici

Kadın
Mesaj Sayısı : 478
Yaş : 94
Nerden : izmir
Kayıt tarihi : 25/10/07

Kullanıcı profilini gör http://edebiyatsever.blogcu.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Yukarı Geri: KÜTÜPHANE HAFTASI 31 MART-04 NİSAN 2008

Mesaj tarafından Sponsored content


Sponsored content


Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz